[HP27]AMELİYATIN DERİN VEN TROMBOZU GELİŞİMİNE ETKİSİ VE HEMŞİRELİK GİRİŞİMLERİA. Akkaş Gürsoy, D. ÇilingirKaradeniz Teknik Üniversitesi Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Derin ven trombozu (DVT), hastanede yatan hastalarda uzun süre hareketsiz kalma nedeni ile gelişen venöz tromboembolizmin bir biçimidir. Venöz tromboembolizm; venöz staz, ven yaralanması ve koagülopatinin artması sonucu oluşmaktadır. DVT riskini artıran birçok etmen bulunmakta ve cerrahi de bunlar arasında yer almaktadır. Ameliyatlardan sonra DVT gelişme riski yaklaşık olarak %15-40’dır ve özelikle kalça kırığı, diz ve kalça protezi ameliyatlarından sonra risk ikiye katlanmaktadır (%40-60). DVT, hastanın hastanede yatış süresinin uzatmakata ve hastada var olan sağlık sorununun dışında ek bir sorun oluşturmaktadır. Ancak etkin profilaksi hastanın DVT riskini ve komplikasyonlarını azaltabilir. Amerika Göğüs Hastalıkları Uzmanları Rehberine göre (ACCP); cerrahi hastaları DVT gelişmesi yönünden; düşük, orta, yüksek ve çok yüksek risk grubu şeklinde sınıflandırılmaktadır. Birincil koruma; düşük risk grubundaki hastalar için, erken ambulasyon ve bacak egzersizlerini kapsamaktadır. Orta ya da yüksek risk grubundaki hastalara venöz stazı azaltan elastik bandaj ya da aralıklı pnömotik kompresyon gibi araçlar uygulanmaktadır. İkincil koruma ise; özellikle primer profilaksisi yeterli olmayan ya da uygulanması sakıncalı olan yüksek riskli ameliyat sonrası hastaları tarayarak, erken tanı konulması ve subklinik DVT’nun tedavi edilmesini içermektedir. Hemşire DVT’nun ve komplikasyonlarının önlenmesinde önemli bir role sahiptir. Hemşire, hastanın risk faktörlerini ndeğerlendirilmesi ve özellikle farmakolojik olmayan DVT profilaksisi uygulamalarında etkin bir konumda yer almaktadır. Bu makalede cerrahi hastaları için DVT gelişmesine neden olabilecek risk faktörleri, tedavi yöntemleri ve kanıta dayalı rehberlere göre DVT’unu önlemede hemşirelik girişimleri ele alınmaktadır. |