[P185]

HCC’DE KÜRATİF REZEKSİYON SONRASI ADJUVAN İNTRAARTERYEL I 131 TEDAVİSİ

A. Dalgıç*, E. Ilgıt**, M. Ünlü***, H. Sözen****, Ö. Akdemir***, G. Erbaş**, T. Karakan*****, M. Cindoruk*****, B. Önal**, S. Ünal*****
*Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD
**Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji AD
***Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp AD
****Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Transplantasyon Ünitesi
*****Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji BD

Hepatoselüler kanserlerde (HCC) küratif rezeksiyon sonrası, mortalite; %90 a varan sıklıkta hastalığın tekrarına bağlıdır ve rekürrens %68-%96 sıklıkla geride kalan karaciğer dokusunda meydana gelir. Rezeksiyon sonrası, intraarteriyel I-131, ortalama ve hastalıksız sağkalıma olumlu etkisi gösterilmiş yegane adjuvan tedavidir. Çalışma, HCC nedeni ile küratif karaciğer rezeksiyonu uygulanan hastalarda, adjuvan intraarteriyel I-131 Lipiodol tedavisinin erken sonuçlarının değerlendirilmesi amacı ile planlandı. Metod: Nisan 2009 – Ocak 2010 tarihleri arasında, yaşları 22-61 olan 2 bayan, 6 erkek 8 hastaya HCC nedeni ile, küratif karaciğer rezeksiyonu ve adjuvan, ortalama, 1800 MBq I-131 lipiodol tedavisi uygulandı. Hastaların tümünde, HCC kronik karaciğer hastalığı zeminide gelişmiş idi. Hastalar; “The Cancer of the Liver Italian Program” (CLIP) sınıflamasına göre sınıflandırıldı ve tedavi sonrası dönemde, tümör rekürrensi ve primer hastalığın durumu bakımından değerlendirildi. Bulgular: Rezeksiyon öncesi dönemde, yedi hastaya, en az bir kez, neoadjuvan transarteryel kemoembolizasyon uygulandı. Üç hastaya, ayrıca “remnant” volüm hipertrofisi amacı ile segmental portal ven embolizasyonu uygulandı. I-131 uygulanmasını takiben yapılan, total vücut görüntülenmesinde, radyoaktif ajanın karaciğerde lokalize olduğu, aynı zamanda ,az miktarda, diffüz bir akciğer tutulumununda bulunduğu tespit edildi. Hastalarda gerek cerrahi işlem gerekse I-131 uygulamasına bağlı ciddi bir komplikasyon ile karşılaşılmadı. Sekiz hastadan İkisinde, postoperatif 3. ve 4. aylarda multipl akciğer metaztazı tespit edilerek kemoterapi programına alındı (bu hastalardan birisi po 5. ayda kaybedildi). Bir hastada po 3. ayda para aortik LB metastazı tespit edilerek eksize edildi. Daha sonra, po 8. ayda, aynı hastanın KC hilusunda rekürrens tespitedilerek kalıcı metalik stent ve brakiterapi uygulandı. Diğer hastalar, hastalıksız olarak poliklinik koşullarında (3-11 ay) takip edilmektedir. Sonuç: Intraarteryel I-131 Lipiodol tedavisi, rezektabl HCC lerde etkinliği gösterilmiş yegane adjuvan tedavidir ve sahip olduğumuz erken sonuçlar kabul edilebilir düzeydedir. Bu nedenle uygulamanın devamının ve uzun dönem sonuçlarının değerlendirilmesinin yararlı olacağını düşünüyoruz.