[P221]

KARACİĞER KİST HİDATİĞİNDE POSTOPERATİF SAFRA KAÇAĞI GELİŞİMİNDE KİST VOLÜMÜ VE DİĞER PROGNOSTİK FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ

N. Sefa Uçar*, B. Yüksel*, G. Hatipoğlu**, H. Berkem*, İ. Özel*, S. Hengirmen*
*Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Genel Cerrahi Kliniği
**Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyololoji Kliniği

Amaç: Karaciğer Kist Hidatiğinde sık rastlanan ve mortalite, morbidite ve maliyeti en fazla etkileyen komplikasyon safra kaçağıdır. Kistobiliyer komminikasyon insidansı % 13–37 olup, preoperatif tesbiti morbiditeyi azalttığı gibi; tedavi stratejisini belirlemede rol oynar. Çalışmamızın amacı preoperatif dönemde kistobiliyer komminikasyon varlığını gösteren prognostik faktörlerin ve Manyetik Rezonans Görüntüleme(MRG) tekniği ile elde edilen volüm değerlerinin safra kaçağı oranlarını nasıl etkilediğini belirleyebilmektir. Yöntem: Kliniğimize 2007–2008 tarihleri arasında başvuran tip 3–4 kist hidatikli cerrahi uygulanan 26 hasta çalışmaya alındı. Tüm hastalara preop hemogram, biyokimya, USG ve MRG yapıldı. Kistin volümünün, çapının, lokalizasyonunun ve sayısının tesbiti için 33 mT/m maksimum gradyent kapasiteli 1,5 T tüm vücut MRG ile çekim yapıldı. İmajlar volüm değerlendirme programı içeren bilgisayar ünitesine transfer edilerek volüm analizleri yapıldı. Kistin lokalizasyonu sağ ve sol lob yerleşimine göre ve Couinaud’s segmentlerine göre belirlendi. Segmentler ayrıca Drizi ve arkadaşlarının modifiye ettiği sınıflama ile hilusa yakın (1, 3, 4b, 5, 6) ve hilusa uzak (2, 4a, 7, 8) olarak kategorize edildi. Safra kaçağı olan ve olmayan hastalarda yaş, cins, kist sayısı, çapı, volümü, lokalizasyonu AST, ALT, ALP, GGT, bilirubin düzeyi değerlendirilerek iki grup karşılaştırıldı. Kaçağı olan ve olmayan grupları epidemiyolojik, labaratuar ve radyolojik parametreler açısından karşılaştırmak için uygun olan non-parametrik testler kullanıldı. Hesaplamalarda SPSS 13,0 istatistik programı kullanıldı (P<0,05) . Bulgular: 26 hastanın 10’unda(% 38,46) safra kaçağı tesbit edildi. Safra kaçağı olan ve olmayan hasta grupları karşılaştırıldığında çap, volüm ve lokalizasyonla ilişki bulunamadı. AST, ALT, ALP elevasyonu safra kaçağı ile ilişkili bulunurken, GGT ve bilirubin ile anlamlı ilişki bulunamadı. Sonuç: Kistobiliyer komminikasyonun preoperatif dönemde tesbiti; uzamış biliyer drenaj, biliyer abse, biliyer peritonit gibi komplikasyonları ve hastanede kalış süresini azaltır; ideal tedavi prosedürünün belirlenmesine yol gösterir. Tartışma: Sonuç olarak preoperatif kistobiliyer komminikasyon varlığını tesbit etmede hastanın radyolojik bulguları yanısıra kliniğiyle bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir.